English
Events Calendar Print
See Today
UpComing this month
Previous month Previous day
Next day Next month

Events for
Saturday, 07 August 2010
No event for  Saturday, 07 August 2010



JEvents v1.4.3 RC2   Copyright © 2006-2008

 

Boğaziçi University – TÜSİAD Foreign Policy Forum
Kuzey Kampüs Kuzey Otopark Binası Kat: 1 No: 118 34342 Bebek İstanbul/Turkey

Foreign Policy in the Press

There are no translations available.

Soli Özel

DÜNDEN itibaren ABD’nin Irak’taki muharip birlikleri bu ülkeden çekildiler. Hesaba göre tüm Amerikan birlikleri 2011 sonuna kadar çekilecekler ancak bunun tam nasıl gerçekleşeceği konusu henüz muğlaklığını koruyor. ABD’nin, güvenlik stratejisi açısından bu denli önemli gördüğü bir ülkeden ve bölgeden tümüyle çekileceğine pek ihtimal verilmiyor.

Nitekim eğer ABD ile Irak hükümeti anlaşabilirlerse, beklenti 2011 sonrasında Irak hava sahasının Amerikan kontrolünde kalması. Bunun ötesinde ABD, Irak güvenlik güçlerini eğitmeyi sürdürecek ve hava kuvvetlerine F-16’lar satması da söz konusu. Diğer Körfez ülkelerinde de üsleriyle, donanmasıyla, diplomatlarıyla ABD’nin güçlü bir varlığı var. Özellikle İran ile süregelen sorunlar aşılmadıkça bu durumda bir değişiklik de olmayacaktır.

Amerikalılar ile 30 küsur yıllık hesabı olan İranlılar bir konuda istediklerini elde ettiler. Muharip birlikler ayrılmadan önce Irak’ta hükümet kurulamadı. Tahran bunun için özellikle gayret de sarf etti. Geçenlerde bir Birleşmiş Milletler toplantısı sırasında Irak Dışişleri Bakanı Hoşyer Zebari, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile sohbet ediyormuş. Yüzündeki alaycı gülümsemesiyle Ahmedinejad, Zebari’ye şunu söylemiş: “Amerikalı dostlarına bir sor. Ağacı suladılar, budadılar, ihtimam gösterdiler. Tam meyve verecekken neden gidiyorlar?”

Bu yazı www.haberturk.com.tr web sitesinden alınmıştır. Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz

There are no translations available.

Yavuz Baydar

On the way to Bosnia with Abdullah Gül, president of Turkey, and going through the essence of the issues such as the Balkan policy -- as well as others to do with Europe -- I thought it was time to revisit a recent exchange in the influential Financial Times between Gideon Rachman and Josef Joffe, about how to “handle” such a negotiating partner, kept outside the doors of the EU.

Rachman called, in an article titled “End the Hypocrisy and Talk Turkey” (August 23, 2010), for a stop to what he sees as a massive wave of insincerity in the ongoing debate on Turkish membership and offered a path to break the ice to make it possible to move ahead. “It would indeed be a wonderful thing if Turkey were to join the EU. But if that is to happen, Turkish membership has to be agreed on a new basis. It cannot involve the totally free movement of people between Turkey and the rest of the EU,” he argued, concluding: “Membership in the EU without complete free movement of people is a deal Turkey might choose to reject or accept. But at least it is an offer that could be made in good faith.”

Bu yazı www.todayszaman.com web sitesinden alınmıştır. Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz

There are no translations available.

Yusuf Kanlı

Barack Obama, the new Bush, sitting comfortably at his just-redecorated Oval Office declared happily to the world public that the war of the United States in Iraq was over. His predecessor, the old Bush, had also declared years ago that the war was over, but somehow some people probably were unaware that the war was over and killed an even higher number of Iraqis since then.

Now, has Obama indeed declared that American troops and their serial-killer contractors assigned to provide “more security” and “true democracy” to the Iraq people will indeed to stop killing the Iraqis? Or, rather than directly or through their contracted American annihilation company, will the U.S. stop killing the Iraqis itself but instead use the new Iraqi army established and trained after the occupation to fulfill the job?

Bu yazı www.hurriyetdailynews.com web sitesinden alınmıştır. Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz

There are no translations available.

Semih İdiz

Senior diplomats from both countries are trying to put a positive spin on it, but it is clear that Turkish-American ties have not been the same since Turkey voted against the Iran sanctions at the Security Council. The Mavi Marmara incident, on the other hand, increased the tension in Turkish-Israeli ties, which was in the doldrums anyway since the famous incident in Davos.

This in turn has had an added disruptive effect on Turkish-American ties.

One could even say at this stage that the normalization of Turkish-Israeli ties has become a kind of a precondition for the normalization of Turkish-U.S. ties, and until that happens it seems that Ankara’s relations with Washington will not carry the “strategic value” they may have had in the past. Relations will instead be managed on a “case-by-case” basis with each case being evaluated on its own merits.

Bu yazı www.hurriyetdailynews.com web sitesinden alınmıştır. Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz

There are no translations available.

Kerem Balcı

Kötüler de bazen iyi şeyler yaparlar. Arap-İsrail ilişkilerinde iyi olan şeylerin çoğunu kötü adamlar yaptı. Çünkü kamuoyu desteği sıkıntıları yoktu.

Kalıcı bir barıştan yana olan solcuların ikna edilmesine gerek kalmıyordu. Onlar muhalefette de olsalar barış anlaşmalarına destek vermeye hazırlardı zaten. İkna edilmesi gereken sağcı tabandı ve bunu da ancak sağcı tavan yapabilirdi. Araplarla İsraillilerin bir masa etrafında oturdukları ve ilk defa soğuk da olsa bir barış anlaşmasını imzaladıkları tarih 17 Eylül 1979'dur. Jimmy Carter, eskinin teröristi, o zamanın İsrail başbakanı Menahem Begin'i Mısır'la kalıcı bir barışa ikna ettiğinde, ülkede ikna edilmesi gereken başka kimse kalmamıştı. Çünkü en zor ikna edilecek olanın bizzat Begin olduğunu herkes biliyordu.

Bu yazı www.zaman.com.tr web sitesinden alınmıştır. Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz

There are no translations available.

Kadir Dikbaş

Son günlerde Avrupa'da olup bitenler gündemden düşüp ABD'den gelen olumsuz haberler öne çıkmış, piyasalarda dalgalanmalara yol açmış olsa da, Avrupa'daki sorunlar henüz çözümlenmiş değil. Şekil değiştiren sıkıntılar, ciddiyetini muhafaza ediyor. Pek çok ülke az ya da çok risk altında.

Küresel kriz süresince açıklanan kurtarma paketleri ve bunun şişirdiği kamu harcamaları, bütçe dengelerini altüst etti. Bu sebeple alınan kemer sıkma tedbirleriyse ekonomi üzerinde baskı oluşturmaya başladı; toparlanmayı, büyümeyi sınırladı. Büyümenin önümüzdeki dönemde fazla yüksek olmayacağı kanaatleri artmaya başladı. Buna bağlı olarak işsizlik, yüksek seviyesini korumaya devam ediyor.

Bu yazı www.zaman.com.tr web sitesinden alınmıştır. Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz